MİKROBİYOTA NEDİR

Mikrobiyota, insan vücudunda belirli bir ortamda bulunan yararlı ve zararlı tüm mikroorganizma (bakteri, virüs, mantar, parazitler ve arkeobakterler) topluluğunu ifade eder. İnsan vücudunda mikroorganizmalar gastrointestinal sistem (sindirim sistemi, bağırsak) (%29), orofaringeal alan (%26), deri (%21), hava yolları (%14), ürogenital sistem (%9) ve kanda (%1) lokalize olmuştur. Vücudumuzda bulunan çok sayıda mikrobiyota arasında en kalabalık ve en büyük olanı sindirim sistemi mikrobiyotasıdır.

Vücudun ikinci beyni olarak adlandırılan bağırsaklar, vücutta önemli mekanizmaların yönetiminden sorumludur. Bu mikroorganizmaların çeşitliliği, bolluğu ve işlevi bağırsak sağlığının, bağışıklık fonksiyonunun ve genel refahın sürdürülmesinde önemli rol oynar.

MİKROBİYOM VE MİKROBİYOTA ARASINDAKİ FARK NEDİR?

Mikrobiyom çevredeki tüm mikroorganizmaların genetik materyalini ifade ederken, mikrobiyota ise bağırsak gibi belirli bir ortamda bulunan mikroorganizmaları tümünü ifade eder. Özetle mikrobiyota bağırsaktaki bakterilerden oluşurken, insan mikrobiyomu barındırdığı genlerden oluşur

Yapılan çalışmalara göre mikrobiyatanın insan vücudunda ortalama olarak %1-3 kg gibi bir ağırlığa sahip olduğu ifade edilir. Ayrıca, organizmanın kendi hücrelerine göre 150 kat daha fazla genetik bilgi taşındığı belirtilir.

Yararlı ve zararlı bakteriler olmak üzere iki ana başlık altında, çok çeşitli tür ve sayıda bakteri içeren bağırsak mikrobiyotası, anne karnında oluşmaya başlar. 

Yararlı bağırsak bakterileri, a) Ortamı asit hale getirir, hastalık yapıcı zararlı bakterilerin çoğalmasına engel olurlar b) Kalsiyum, magnezyum, demir ve çeşitli minerellarin vücuda emiliminde önemli rol oynarlar d) B1, B2, B6, B12 ve K vitaminlerin üretim ve emilimine katkıda bulunur e) Bağışıklık sisteminin oluşumu ve gelişimine katkıda bulunur ve hayat boyu işleyişinde rol oynar

Bağışıklık sistemi, sindirim sistemi, metabolizmik faaliyetler, hormonal yapı ve ruh sağlığımız üzerinde ciddi etkileri olduğu, çok sayıda araştırma ile ortaya çıkarılmış olsa da bağırsak mikrobiyotasına dair keşifler devam etmektedir. 

Her yeni bilgi, sağlıklı beslenmenin önemini vurgularken mikrobiyota testi, “Ne yersen O’sun” felsefesini gerçeklik boyutuna ulaştırmaktadır.

FEKAL MİKROBİYOTA ANALİZİ:

Mikrobiyota analizi, bağırsaklarla ilişkilidir ve gaita örneğinde mikroorganizma analizi yapılmasıyla gerçekleştirilir.

Vücudun ikinci beyni olarak adlandırılan bağırsaklar mikroorganizma yükünün büyük bir kısmını taşır ve vücutta önemli mekanizmaların yönetiminden sorumludur. Bu nedenle insan bağırsağındaki bakterilerin incelenmesi, insan sağlığının genel hatları ile anlaşılması (beslenme, yaşam tarzı, stres ve çevresel faktörler) ve geliştirilmesi açısından önemlidir. Sağlıklı bir mikrobiyota, hastalıklardan korunmada ve sağlıklı bir metabolizma sürdürmede anahtar rol oynar.

Bağırsaktaki bakterilerin incelenmesinin önemli faydalarından bir diğeri de inflamatuar bağırsak hastalığı (Chron ve ülseratif kolit), obezite, alerji, diyabet, alkolik olmayan karaciğer yağlanması, kolorektal kanser, romatoid artrit, kardiyovasküler hastalıklar, nöropsikiyatrik hastalıklar ve metabolik bozukluklar gibi çeşitli sağlık sorunlarıyla ilişkili olan mikrobiyal dengesizliklerin tespit edilmesidir. Fekal mikrobiyota analiz sonuçları doğrultusunda sağlık profesyonelleri bu dengesizlikleri tespit edebilir, probiyotikler veya antibiyotikler gibi hedefli tedaviler geliştirerek bağırsak mikrobiyotasının yeniden dengeye gelmesini sağlanabilir.

 

Doç. Dr. Şule Arslan

 

Eklenme Tarihi: 1.08.2025 12:35:39