KALP VE KALP HASTALIKLARI

KALP VE KALP HASTALIKLARI

Göğüs boşluğunun ortasında sternumun (göğüs kemiği) arkasında, göğüs omurlarının önünde ve diaframın (karın zarı) üst tarafında yerleşmiş, vücudumuzun canlılık ve işlevlerini sürdürebilmesi için gerekli olan besin maddeleri ve oksijeni taşıyan kanı tüm organ ve dokulara ulaştırmakla görevli ve bu işlevini; dakikada 60-100 (ortalama 80), bir saatte 4800 ve bir günde ortalama 115.200 kez kasılarak sağlayan, dur durak bilmeden sürekli çalışan bir organımız var, kalbimiz.

Peki, biz kalbimiz hakkında neler biliyoruz?
Kalp-damar sistemi; kalp, arterler (atardamar), venler (toplardamar) ve kapillerlerden (kılcal damar) oluşur.

1. Sağ Koroner
2. Sol Ön İnen Dal
3. Sol Sirkumfleks
4. Superior Vena Kava
5. İnferior Vena Kava
6. Aort
7. Pulmoner Arter
8. Pulmoner Ven
9. Sağ Atriyum

10. Sağ Ventrikül
11. Sol Atriyum
12. İnterventriküler Septum
13. Sol Ventrikül
14. Korda Tendinea
15. Triküspit Kapak
16. Mitral Kapak
17. Pulmoner Kapak

Vücutta normal işlevlerin yürütülebilmesi için bütün hücrelerin sürekli oksijene gereksinimi vardır. Bu sırada ortaya çıkan karbondioksitin de vücuttan atılması gerekir. Kan ve dokular arasındaki oksijen ve karbondioksit değişimi kapiller damarlarda gerçekleşir. İçerisindeki oksijen ve besin maddeleri dokular tarafından kullanılan kan, toplardamarlar aracılığı ile kalbe gelir. Kalp pompa görevi yapan dört boşluktan oluşur. Septum adı verilen bir duvar kalp boşluğunu sağ ve sol olmak üzere ikiye ayırır. Kanın toplandığı ilk bölüm sağ atriyum (kulakçık) olarak isimlendirilir. İnce duvarlı olan sağ atriyumdan kan, triküspit kapak aracılığı ile daha kalın adele yapısına sahip olan sağ ventriküle (karıncık) geçer. Sağ ventrikül bu kanı pulmoner kapak aracılığı ile akciğerlere gönderir ve burada kanın içerisindeki karbondioksit temizlenir, yerine oksijen eklenir.

Yeniden oksijenlenen kan, bu sefer kalbin sol tarafındaki sol atriyuma gelir. Buradan mitral kapak aracılığı ile sol ventriküle ve oradan da aort kapağı aracılığı ile vücudun en büyük atardamarı olan aorta atılarak vücudun her tarafına giden dallar aracılığı ile tüm dokulara ulaşır. Kalbin sağ ve sol tarafı aynı anda kasılır (sistol), aynı anda gevşer (diyastol). Diyastolde kalp boşluklarına dolan kan sistol sırasında akciğerler ve vücuda atılır.

Atardamar sisteminde vücuttaki toplam kanın %10'u bulunur. Atardamarların kalpten çıkan başlangıç bölümüne aorta denir. Kalpten uzaklaştıkça damarların çapı küçülerek dokularda kapiller adı verilen ince kılcal yapılar biçiminde sonlanırlar. Aorta ve büyük dalları elastik yapıdadır. Sistol sırasında kalp kanı aorta içine atar, buna bağlı olarak da aort içinde basınç yükselir. Ancak damarın elastik ve esnek yapısı sayesinde basıncın istenmeyen seviyelere çıkması önlenir. Kalbin diyastol döneminde ise kan atımı olmayacağı için aort içindeki basınç düşer ama yine de bir miktar kan bulunur. Böylece sistol sırasında 90-140 mmHg arasında olan basınç diyastolde 60-90 mmHg arasında seyreder. Her kalp atışında bu durum tekrarlar ve böylece dokulara sürekli kan taşınmış olur.

Kanın taşıdığı besin maddeleri, oksijen, çeşitli elektrolit ve hormonlar kapillerlerde dokular tarafından alınır. Bunlar kullanıldıktan sonra ortaya çıkan atıklar ise kana verilir. Kapillerlerden kan venöz sistem aracılığı ile geri döner.

Toplardamar sistemi dolaşımdaki kanın %75'ini taşır. Çeşitli atıkları içeren kanı kalbin sağ atriyumuna getiren başlıca iki ana ven vardır. Superior vena kava olarak isimlendirilen ven baş, boyun ve kollardaki kanı, inferior vena kava olarak isimlendirilen ven ise vücudun alt kısımlarındaki kanı kalbe getirir. Venlerin de kalbe yaklaştıkça çapları artar. Fazla miktarda kan taşıdıkları için duvarları arterlerden daha incedir ve daha esnektirler.

Kalp kendi kendine elektriksel uyarı oluşturabilen bir yapıya sahiptir. Her kalp atışı bu sistem tarafından başlatılır, özel bir sistem aracılığı ile kalbin her tarafına iletilerek kasılma sağlanır. Uyarı sağ atriyum ile superior vena kava’nın birleşme yerinde bulunan sinüs düğümünden başlatılır, atriyum boyunca yayılarak sağ atriyumda trikuspid kapağın septal leafleti, koroner sinüs ve tendon todaro arasında kalan ve Koch trigonu olarak isimlendirilen üçgenin içinde yer alan atrioventriküler düğüme gelir. Buradan önce ortak bir demet halinde atriyumlardan ventriküllere geçer ve buradan her iki ventriküle dağılır.

KALP HASTALIKLARI (KARDİYOVASKÜLER HASTALIKLAR)

1. Sinüs Düğümü
2. Atrioventriküler Düğüm
3. His Demeti
4. Sağ ve Sol Dallar

Bu kadar karmaşık bir yapısı olan ve çok çalışan bir organ sisteminde pek çok hastalığın görülmesi kaçınılmazdır. Kalp ve damar hastalıkları doğumsal olan (konjenital) ve sonradan ortaya çıkan (edinsel) hastalıklar olarak ikiye ayrılır: Doğumsal kalp hastalıklarının sıklığı ortalama olarak 1000 canlı doğumda 8 kadardır ve nüfusa oranlandığında ülkemizde her yıl 12.000'e yakın kalp anomalisi olan bebek doğmaktadır. Edinsel kalp hastalıkları ise başlıca romatizmal ve koroner kalp hastalıklarından oluşur. Gelişmiş ülkelerde ender görülen romatizmal kalp hastalığı çocukluk döneminde geçirilen romatizmal ateşin kalbi de etkilemesi ile oluşur. Yurdumuzda 1990 yılında yapılan TEKHARF çalışmasında 20 yaş üzerinde romatizmal kalp hastalığı sıklığı %0.046 olarak bulunmuştur. Okullarda yapılan tarama çalışmalarında ise 7-17 yaş grubunda sıklık; erkeklerde %0.063, kızlarda %0.068 ve ortalama %0.065'tir. Bunlara dayanarak, Türkiye'de 150.000 kişide romatizmal kalp hastalığı olduğu tahmin edilmektedir. TEKHARF çalışmasına göre 1.050.000 koroner kalp hastası ve 590.000 hipertansif kalp (yüksek tansiyon) hastası vardır. Hipertansiyon da koroner kalp hastalığına neden olan önemli faktörlerden biri olduğu için yaklaşık 1.700.000 koroner kalp hastasının var olduğu kabul edilebilir.

Kalp-Damar Hastalıklarının Nedenleri:

Doğumsal Nedenler:
Bebekte kalp gelişimi hamileliğin ilk altı haftası içinde olur. Gebeliğin ilk 10 haftası embriyolojik dönem olduğu için bu süreç içerisinde annenin geçirebileceği ve embriyolojik gelişimi etkileyebilecek kızamıkçık, toksoplazma, sitomegalovirüs (CMV) enfeksiyonları, sifiliz, annenin aşırı sigara veya alkol alımı, kullanılan ilaçlar (difenilhidantoin, talidomide, lityum klorür, oral antikoagülanlar) kalp gelişimini etkileyerek çeşitli anormalliklerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Aynı dönemde anne ve/ya da babadan genetik geçişli ve kalpte anormallikler yapan Turner, Holt Oram, Marfan gibi sendromlar da vardır. Ayrıca hamilelik döneminde radyasyona maruz kalan annelerin bebeklerinde kalp anomalisi görülme riski belirgin olarak artar. Bu kadar kısa gibi görülen dönem içinde ortaya çıkabilen ve kapakların herhangi birinde delik görülmesi ya da kulakçık veya karıncıklar arasında delik bulunması gibi daha basit anomalilerden, kalp boşluklarının veya kalpten çıkan ana damarların yer değiştirmesi ve bunlara kalp içinde delik veya darlıkların da eklenmesi gibi çok daha karmaşık anomalilere kadar değişebilen hastalıkların sayısı yaklaşık 6.000 civarındadır. Ailenin bir çocuğunda doğumsal kalp anomalisi varsa diğer çocuklarda da anomali görülme sıklığı anomalinin cinsine göre %2.5-4.5 oranında artar.

Edinsel Nedenler:
Doğuştan olan az sayıdaki kapak anomalisi bir tarafa bırakılacak olursa edinsel kapak hastalıklarının büyük kısmı ateşli romatizmaya bağlı olarak ortaya çıkar. Romatizmal ateş, streptokok grubu mikroplara karşı vücudun verdiği bir bağışıklık yanıtıdır. Boğaza yerleşen streptokok (A grubu b-hemolitik) iyi tedavi edilmezlerse ateşli romatizmaya neden olur. Bunun çeşitli belirtileri vardır.

A>Temel Belirtiler:
1. Kalpte tutulma (kardit)
2. Eklem iltihabı (artrit)
3. Yüz, kol veya bacaklarda istemsiz kasılmalar (korea)
4. Deride kırmızı döküntüler (eritema marginatum)
5. Deri altında nodüller

B>Yandaş Belirtiler:
1. İltihaplanma olmadan eklem ağrısı
2. Ateş
3. Daha önce romatizmaya bağlı kalp hastalığı geçirilmiş olması
4. Sedimantasyon, ASO (anti streptolizin O), CRP (C reaktif protein) gibi kan testlerinin yüksek bulunması
5. Kalp tutulumunu gösterir EKG bulguları

Akut romatizmal ateş tanısının konulması için temel belirtilerden iki ve yandaş belirtilerden de iki tanesinin bir arada bulunması gerekir. Romatizmal ateşten kalbin bütün katları etkilenir. Ama en çok kalp kapakları tutulur. Kapaklarda kalınlaşma ve yapışma olursa darlığa, destek dokularda gevşeme olursa arasından kan kaçırarak yetmezliğe neden olur.

Kardiyovasküler hastalıkların erken tanısı ne derecede önemlidir?
Kardiyovasküler hastalıkların erken tanınması ve tedavi edilmesi, bu problemlerin bazılarının önüne geçilmesine yardımcı olabilir. Kardiyovasküler hastalığı bulunan hastaların tedavisi genellikle birden fazla sayıda girişim yapılmasını gerektirir. Genellikle tedavinin ilk basamağı risk faktörlerinin düzenlenmesidir: Yağ alımının kısıtlanması, gerekiyorsa kilo verme, sigarayı bırakma gibi. Bir sonraki basamak farmakolojik tedavi olabilir. İnvazif tedavi de düşünülebilir.

Başlıca kardiyovasküler hastalıklar nelerdir?

* Aterosklerotik kalp hastalığı:
İnsanlar yaşlandıkça, arter (atar damar) duvarları daha fazla kalınlaşma ve sertleşme eğilimindedir. Aterosklerozda arterlerin iç duvarlarında plak (kolesterol, yağ, kalsiyum, ve fibrin adı verilen kan pıhtılaşma maddesinden oluşan lezyonlar) birikimi sözkonusudur Ateroskleroz, koroner arterler (kalbi besleyen damarlar) gibi önemli kan damarlarında gelişme eğilimindendir. Burada ortaya çıktığında aterosklerotik ya da arteriosklerotik kalp hastalığı adını alır.

* İskemik kalp hastalığı:
İskemik kalp hastalığı, koroner arterlerden geçen kan miktarının kalbin oksijen gereksinimini karşılayamayacak durumda olması sonucu gelişir ve çoğu kez arterlerin ateroskleroz ile daralması veya tıkanması sonucu ortaya çıkar. İskemik kalp hastalığında iki durumla sık karşılaşılır; angina pektoris ve miyokard infarktüsü. Angina pektoris kalbe gelen oksijen miktarının yetersizliğine bağlı olarak, göğüste, göğüs kemiğinin arkasındaki bir ağrı olarak algılanır. Anginanın kendisi ölümcül değildir, ancak altta yatan koroner arter hastalını gösteren uyarıcı bir işarettir. Aslında giderek kötüleşen angina bir miyokard infarktüsünün habercisi olabilir. Miyokard enfarktüsü, yaygın olarak kalp krizi olarak bilinir. Bir koroner arterde oluşan tıkanma sonucunda miyokardın (kalp kası) o bölgesinde ağır bir iskemi (oksijen yetersizliği) meydana gelir. Eğer kan akımı eski haline gelmezse, etkilenen hücrelerde geri dönüşümsüz bir ölüm meydana gelir ve kalıcı miyokard hasarı ortaya çıkar.

* Hipertansiyon:
Hipertansiyon kan basıncının normalin üzerine çıkmasını anlatan bir tıbbi terimdir. Kontrolsüz hipertansiyon bütün vücuttaki kan damarlarına zarar verebilir ve miyokard infarktüsü ve inme gibi akut kardiyovasküler olayları hızlandırabilir; gözler ve böbrekler gibi organlarda hasar oluşturabilir. Hipertansiyon aterosklerozun oluşturduğu damar hasarını artırır.

* Konjestif kalp yetmezliği:
Konjestif kalp yetersizliği, kalbin yeterince kan pompalayamaz hale gelmesidir. Bunun sonucunda doku ve organlara giden kan miktarı azalır. Aynı zamanda miyokard kalbe venöz (toplar damarlardan kan dönüşü) dönüşü de sağlayamaz ve kan kalbe dönen venlerde göllenir. Sol kalp yetersizliğinde kan akciğerlerde birikir. Konjestif kalp yetersizliği diğer kardiyovasküler hastalıkların

Kardiyovasküler hastalıklara ait belirti ve bulgular nelerdir?

İleri derecede kardiyovasküler hastalığı bulunan hastalarda sık bulunan yedi belirti ve bulgu, hastanın mevcut risk faktörleri ile birlikte ele alındığında doğru tanıya götürebilirler.
* Dispne (nefes darlığı): Ağır bir egzersizden sonra nefes nefese kalmak normal kabul edilir. Eğer dispne bir aktivitenin ağırlığına uygun düşmüyorsa kalp hastalığına işaret ediyor olabilir. Dispne miyokard infarktüsünün veya konjestif kalp yetersizliğinin belirtisi olarak ortaya çıkabilir.
* Göğüs ağrısı; Akut miyokard infarktüsünün klasik bir belirtisi olarak kabul edilir. Göğüs ağrısı, özofajit, peptik ülser hastalığı, hiatus hernisi, kas-iskelet ağrıları, akciğer embolisi ve diğer akciğer hastalıkları ile anksiyete durumları gibi kalple ilişkisi olmayan nedenlerden de kaynaklanıyor olabilir.
* Çarpıntı; kişinin kendi kalp atışlarının farkına varması veya kalbin çok hızlı veya düzensiz çarptığına dair öznel bir histir. Bu genellikle geçici ve iyi huylu bir durumdur ve çoğu kez altta yatan bir kalp hastalığı yoktur.
* Senkop, bayılma demektir. Birçok kardiyovasküler ve kardiyovasküler olmayan hastalıkla ilişkili olabilir. Genellikle, hipotansiyona (düşük kan basıncı) bağlı olarak beyne giden kan akımının azalması sonucunda beyin metabolizmasında ortaya çıkan bozukluktan kaynaklanır.
* Ödem, özellikle ayak bilekleri, bacaklar, gözler, göğüs duvarı veya karın duvarı çevresindeki dokularda şişme durumudur. Ekstremitelerdeki ödem çoğunlukla konjestif kalp yetersizliğinin belirtisi olarak ortaya çıkar.
* Siyanoz, ciltte ve müköz membranlarda arteriyel kanın yetersiz oksijenlenmesi sonucu ortaya çıkan mavimsi renk değişikliğidir. Özellikle tırnak yataklarında ve dudak çevresinde belli olur. Nedeni ne olursa olsun, kardiyovasküer sistemin periferik dokulara yeterli miktarda oksijenlenmiş kan gönderemediği anlamına gelir.
* Halsizlik; Kalp hastalığı olan hastalarda kalbin dokulara yeterli miktarda kan ve oksijeni pompalama gücünü yitirdiğinde halsizlik oldukça sık karşılaşılan bir yakınmadır.

KALP VE DAMAR HASTALIKLARI RİSKİNİZİ AZALTABİLİRSİNİZ, AMA NASIL?

Taze sebze ve meyveler tüketerek,
Doymuş yağ oranı fazla besinlerden ziyade (hayvansal yağlar, hidrojenize edilmiş bitkisel yağlar vb.) doymamış yağ oranı yüksek besinlere (zeytinyağı, balık, fındık, ceviz vb.) beslenme programınızda daha çok yer vererek,
Lifli yiyecekler tüketerek,
Kullandığınız tuz miktarını azaltarak,
Yaşam stilinizi daha hareketli olmaya yönelterek,
Kilonuzu kontrol altında tutarak,
Dinlenerek,
Hayatınızdaki stres unsurlarını en aza indirgeyerek,
Sigara içmeyerek, Alkol tüketiminizi belli sınırlar içinde tutarak,

kalp ve damar hastalıkları riskinizi en aza indirgeyebilirsiniz.

Bunların yanısıra, düzenli olarak yaptıracağınız kontroller erken teşhis açısından son derece önemli olup, kalp sağlığınızın sağlanması ve korunması için yol gösterici olacaktır.

KALP SÖZLÜĞÜ

aorta: vücudun en büyük atardamarı
arter: atardamar
atriyum: kulakçık
inferior vena kava: vücudun alt kısımlarındaki kanı kalbe getiren toplardamar
kapiller: kılcal damar
kardit: kalpte tutulma
septum: kalp boşluğunu sağ ve sol olmak üzere ayıran duvar
sternum: göğüs kemiği superior
vena kava: baş, boyun ve kollardaki kanı kalbe getiren toplardamar
ven: toplardamar
ventrikül: karıncık

Eklenme Tarihi: 18.02.2015 00:00:00