AKDENİZ-KÜRESEL 200 EKO-BÖLGE İÇERİSİNDE YER ALIYOR

Antik Tethys Denizi’nin bir parçası üzerinde var olan Akdeniz, dünyadaki okyanus yüzeyinin sadece yüzde birini temsil etmesine rağmen barındırdığı çok sayıdaki endemik tür ve önemli türlerin üremek için geldiği kritik alanlar sebebiyle çevresel korumada önceliğe sahip Küresel 200 Eko-bölge içerisinde yer almaktadır.

Çevresindeki sıcak iklimin neden olduğu buharlaşma Akdeniz'in tuzluluğunu arttırdığı gibi, seviyesini de sürekli düşürür. Bu nedenle Atlas Okyanusu'nun serin suları, Cebelitarık Boğazı aracılığıyla sürekli olarak Akdeniz'e akar. Daha tuzlu olan Akdeniz suyu, yoğunluk farkından dolayı yüzey akıntısının tersine, Doğu Akdeniz'den başlayarak Cebelitarık'a doğru ilerler ve beraberinde Akdeniz’in besinli sularını da alarak Atlas Okyanusu’nun içine dökülür.  Böylece Akdeniz, aynı sıcaklık ve tuzluluk şartlarına sahip başka denizlerle kıyaslandığında içerdiği canlı türleri açısından fakir bir denizdir. Akdeniz’e eşi bulunmaz turkuvaz rengini bu besince az sular verir.

Binlerce yıldır devam eden insan aktivitelerinden dolayı, Akdeniz çevresel ve kültürel alanda birçok değişikliğe uğramıştır. Akdeniz kıyıları boyunca toplam 601 şehir bulunmaktadır. Toplam kıyı nüfusu 155 milyon kişidir ve her yaz 200 milyon turist Akdeniz kıyılarını ziyaret eder. Sonuç olarak birçok doğal Akdeniz alanı bozulmuş ve çok sayıda deniz canlısının nesli tehlike sınırlarına girmiştir.

Kirlilik bu kapalı deniz alanındaki en büyük tehlikedir. Sadece yılda deniz taşımacılığı sırasında gemilerden denize akan 280,000 ton yağ ve yakıt karışmaktadır. Endüstriyel ve tarımsal atıklar hemen bütün deniz canlılarının dokularında gözlenebilmektedir.

Aşırı avcılık balık stoklarının yüzde 85’ini çökertmiş durumdadır. Tirol avcılığı ve kıyısal alanlardaki kirlilik deniz çayırlarının dağılımını yarıya kadar düşürmüştür. Dünyanın en nadir deniz memelilerinden birisi olan Akdeniz fokunun kalan son 300-400’lük popülasyonu Yunanistan ve Türkiye arasında hayatını sürdürmeye çalışmaktadır. Yine Akdeniz’in sembol türlerinden orfozlar, her ne kadar avcılığı sınırlandırılmışsa da nesillerinin devamını sağlayabilme gücünü her geçen gün yitirmekteler.

Kızıldeniz’den Süveyş Kanalı yoluyla Akdeniz’e göç eden türlerin sayısı her geçen gün artmaktadır. Bu türler hem çevresel hem de ekonomik boyutta ciddi zararlara sebep oluyor.

Akdeniz kıyılarının yüzde 50’sinin yakın bir gelecekte doğal kıyı çevresinin geri döndürülemeyecek şekilde kesintisiz şehirlere dönüşme ihtimali olduğu tahmin ediliyor. Akdeniz’in geleceğini kurtarmanın tek çözümü Deniz Koruma Alanları. İnsan kullanımını sınırlayan, türlerin ve yaşam alanlarının rahatsız edilmesini engelleyen bu koruma alanları son yirmi sene içerisinde birçok Akdeniz ülkesinde kurulmaya başlandı. Tehlike altındaki türlerin yaşadığı, önemli biyolojik çeşitlilik içeren bu doğal ortamların korunması, Akdeniz’in geleceği ve sonraki kuşaklara kalması açısından çok büyük önem taşıyor. Ne yazık ki bugün Akdeniz’de “Balıkçılığa Kapalı Deniz Koruma Alanlarının” toplamı, bütün Akdeniz’in sadece binde beşini geçmiyor. Türkiye deniz koruma alanları konusunda Avrupa’da önemli bir yere sahip. Gökova Körfezi, Datça-Bozburun, Fethiye-Göcek, Kaş-Kekova ve Dalyan Köyceğiz gibi önemli kıyı ve denizel Özel Çevre Koruma Bölgeleri ülkemizdeki hassas habitatları koruma altına almak amacıyla kurulmuştur. Akdeniz Koruma Derneği, 2012 yılından bu yana ÖÇKB alanları içerisindeki Balıkçılığa Kapalı Alanların yaratılması, korunması ve izlenmesi üzerine çalışmaktadır.